Ana Sayfa / Manşet
Manşet

İstanbul’da Cumhuriyet Rallisi

İstanbul’un sonbahar ışığında yola çıkan 47 klasik otomobil, 2026 sezonunu Cumhuriyet Rallisi’yle kapattı. Cengiz ve Çiğdem Kabatepe, 1972 model Anadol A1 ile genel klasmanın zirvesine yerleşti.

İmajMag Editörleri · 26.10.2026
İstanbul’da Cumhuriyet Rallisi

Swissôtel’in önünde yan yana dizilen otomobiller, tek bir döneme ait kusursuz bir vitrin gibi görünmüyordu; daha çok Türkiye’deki otomobil kültürünün hareketli bir zaman çizelgesini andırıyordu. 1954 ile 1989 yılları arasında üretilmiş modellerin her biri, başka bir tasarım dilini ve başka bir yol hikâyesini taşıyordu. İnce direksiyon simitleri, cömert krom detaylar, uzun motor kaputları ve bugünün otomobillerinde artık pek rastlanmayan renkler arasında rallinin yarış kadar güçlü ikinci duygusu da belirgindi: korunan bir hafızanın yeniden yola çıkması.

Klasik Otomobil Spor Kulübü tarafından 23–24 Ekim tarihlerinde düzenlenen Cumhuriyet Rallisi, 2026 Türkiye Klasik Otomobil Şampiyonası’nın final ayağıydı. TOSFED’in sonuç duyurusuna göre organizasyona 47 otomobil katıldı. FIVA Gençlik ve Kültür Komisyonu desteğiyle gerçekleştirilen etkinlikte sürat kadar düzenlilik, doğru zamanlama ve ekip uyumu öne çıktı.

Cumhuriyet Rallisi başlangıç alanında farklı dönemlerden klasik otomobiller

47 otomobilin buluştuğu başlangıç alanı, 1954’ten 1989’a uzanan hareketli bir tasarım arşivine dönüştü. Fotoğraf: Basın bülteni

İstanbul’un kuzeyinden Çatalca’ya iki günlük rota

İlk gün sabah kahvaltısı ve teknik bilgilendirmenin ardından ekipler saat 10.00’da Swissôtel’den hareket etti. Şehir trafiğinin sesini geride bırakan rota, Sarıyer ve Demirciköy yönüne uzandı. Yolun bu bölümünde sonbaharın yeşilden sarıya dönen tonu, otomobillerin parlak gövdelerine sakin bir fon kurdu. Basın bülteninde ilk gün programının Laurel Restaurant’taki öğle molasıyla sürdüğü ve Florentia Village’da tamamlandığı belirtildi.

Ertesi gün saat 11.00’de yeniden direksiyon başına geçen ekipler, Çatalca çevresindeki etaplara çıktı. İstanbul’un merkezinden uzaklaştıkça yolun ritmi değişti: genişleyen manzara, kıvrılan asfalt ve kırsal doku, klasik otomobillerin karakterini park alanından çok daha iyi gösterdi. Bir otomobili uzaktan seyretmekle, onun virajlarda gövdesini nasıl taşıdığını ve motor sesinin açık alanda nasıl yankılandığını duymak arasındaki fark, bu tür rallilerin esas çekimini anlatıyor.

Yeşillikler arasındaki virajlı yolda ilerleyen turkuaz klasik Chevrolet

Çatalca çevresindeki etaplar, klasik otomobilleri şehir vitrininin dışına çıkarıp yeniden yolun parçası yaptı. Fotoğraf: Basın bülteni

Müzeden çıkan değil, yolda yaşayan otomobiller

Cumhuriyet Rallisi’ne yalnızca bir yarış gözüyle bakmak, günün yarısını kaçırmak olurdu. Park alanında yan yana gelen Anadol, Mercedes-Benz, Chevrolet, Ferrari, Pontiac ve farklı dönemlerin Avrupa otomobilleri; tasarım tarihini katalog sayfalarından çıkarıp sokağın ölçüsüne taşıdı. Bazı araçların boyası neredeyse ayna gibi parlarken bazıları yaşını saklamayan küçük izlerle daha samimi görünüyordu. Ortak noktaları ise sahiplerinin otomobilleri yalnızca sergilemek yerine çalışır, yürür ve yol alır durumda tutma çabasıydı.

Rallinin park alanı, farklı gövde tiplerini ve dönemlerin cesur renklerini aynı karede buluşturdu. Fotoğraflar: Basın bülteni

Bu yaklaşım sürdürülebilirlik açısından da ilginç bir yere dokunuyor. Klasik otomobil kullanımı güncel ulaşım için bir çözüm değil; fakat onarım kültürünü, yedek parça bilgisini ve zanaati canlı tutuyor. Bir parçayı hızla değiştirmek yerine tamir etmeyi, mekanik bir sistemi anlamayı ve nesneyle uzun süreli bağ kurmayı hatırlatıyor. Rallinin en güçlü görüntüsü bu nedenle yalnızca podyum değil, farklı kuşaklardan katılımcıların aynı kaputun çevresinde konuştuğu anlar oldu.

Birol Altınkılıç adına özel etap

Organizasyonun bu yılki duygusal duraklarından biri, basın bültenine göre kısa süre önce hayatını kaybeden Birol Altınkılıç anısına hazırlanan özel etap oldu. Klasik Otomobil Kulübü çevresinin uzun yıllardır destekçileri arasında yer alan Altınkılıç ailesine ithaf edilen “Birol Altınkılıç Anı Etabı”, yarışın sportif temposuna kısa ama anlamlı bir hafıza katmanı ekledi.

Anma fikri, klasik otomobil dünyasının neden yalnızca araçlardan ibaret olmadığını da gösteriyordu. Bu kültürü ayakta tutan şey; garaj bilgisi, rota notları ve teknik ustalık kadar yıllar içinde kurulan dostluklar, ortak sofralar ve aynı yola tekrar çıkma isteği. İki günlük organizasyonun ardından akşam Swissôtel’de yapılan gala da tam olarak bu topluluk duygusunun etrafında şekillendi.

Podyumda iki Anadol, bir Pagoda

Genel klasmanın birinciliğini 1972 model Anadol A1 ile yarışan Cengiz Kabatepe–Çiğdem Kabatepe ekibi kazandı. İkinci sıraya Ali Fuad Akömer ile Mert Büyük, 1973 model Anadol STC-16 ile yerleşti. Şenol Evren–Gezin Evren ikilisi ise 1969 model Mercedes-Benz 280 SL Pagoda ile podyumun üçüncü basamağını aldı.

Sonuç tablosunda iki Anadol’un ilk iki sırayı paylaşması, yarışın en dikkat çekici ayrıntılarından biriydi. Türkiye’nin otomotiv hafızasında ayrı bir yeri olan bu iki modelin, yarım yüzyılı aşan yaşlarına rağmen düzenlilik rallisinin gerektirdiği istikrarı göstermesi, günün nostalji dozunu kolaycı bir geçmiş özleminden çıkarıp somut bir başarıya dönüştürdü.

Cumhuriyet Rallisi bittiğinde geriye yalnızca dereceler değil, İstanbul’un kuzey yollarına yayılan motor sesleri ve bayraklarla hareketlenen renkli bir konvoy kaldı. Klasik otomobillerin cazibesi tam da burada saklı: Geçmişe ait görünürler, ama hatırlanmak için durmak yerine yola devam ederler.

Kaynaklar: TOSFED final sonuç duyurusu ve TOSFED yarış öncesi duyurusu. Haber, Klasik Otomobil Kulübü basın bülteniyle birlikte değerlendirilerek İmajMag editoryal diliyle hazırlanmıştır.

← Ana sayfaya dön