Boğazkale’ye yaklaşırken yolun iki yanındaki bozkır, ilk bakışta neredeyse boş görünür. Sonra arazi yükselir, taş sırtlar belirir ve Hattuşa’nın kapıları bu yalınlığın içinden çıkmaya başlar. Burada bir antik kenti sütunlu tek bir meydan gibi gezmek mümkün değil; başkent, vadiye, kayalıklara ve uzun sur hattına dağılmış büyük bir harita. En iyi ziyaret, sabah ışığında başlayıp taşların gölgesi uzayana kadar süren, acele etmeyen bir gün.
Boğazkale’ye varış ve ilk hazırlık
Hattuşa, Çorum’un Boğazkale ilçesinde; Ankara’dan karayoluyla yaklaşık 200 kilometre, Çorum merkezden yaklaşık 80 kilometre uzaklıkta. Toplu taşıma seçenekleri seyrek olabildiği için araçla gelmek rotayı kolaylaştırıyor. Ankara yönünden gelenler Sungurlu üzerinden, Çorum yönünden gelenler ise ilçe yollarını kullanabilir. Kışın ve mevsim geçişlerinde yol ile hava durumunu çıkmadan kontrol etmek önemli.
Boğazkale’de güne kahvaltıyla başlayıp yanınıza su ve küçük bir atıştırmalık alın. Ören yerinin ölçeği, şehir içindeki bir müze gezisinden farklı. Açık arazide rüzgâr hızla serinletebilir; güneşli havada ise gölge sınırlıdır. Katmanlı giyinmek, şapka ve tabanı iyi tutan ayakkabı burada fotoğraf makinesinden daha işlevsel olabilir.
Aşağı Şehir’den kapılara uzanan rota
Girişten sonra ilk dikkat çeken, kalıntıların çevresindeki geniş boşluk. Bu boşluk aslında kentin ölçeğini anlatıyor. Büyük Tapınak çevresinde taş temeller arasında dolaşırken yapıları zihinde yükseltmeye çalışmak yerine sokakların ve depolama alanlarının birbirine nasıl bağlandığına bakın. Hattuşa’yı etkileyici yapan yalnızca anıtsal kapılar değil, bir başkentin gündelik düzenini araziye hâlâ hissettirmesi.
UNESCO, Hattuşa’yı Hitit İmparatorluğu’nun eski başkenti olarak; tapınakları, kraliyet yapıları, surları, Aslanlı ve Kral kapıları ile Yazılıkaya’daki kaya sanatı sayesinde olağanüstü bir arkeolojik alan olarak tanımlıyor. Alan 1986’dan beri Dünya Mirası Listesi’nde. Kentin çevresindeki anıtsal sur hattının sekiz kilometreden uzun olması, haritaya bakarken neden zaman ayırmak gerektiğini açıklıyor. Tarihsel çerçeve için UNESCO’nun Hattuşa kaydı ↗ incelenebilir.
Yukarı Şehir’e çıktıkça rüzgâr ve manzara değişiyor. Aslanlı Kapı’nın yıpranmış ama hâlâ güçlü yüzleri, taşın içinden çıkıyor gibi. Kral Kapısı ve Yerkapı yönünde ilerlerken yol yer yer eğimli; kısa mesafeler haritada olduğundan daha uzun hissedilebilir. Hattuşa’nın içinden araçla geçilebilen bölümleri olsa da her durağı otomobilden görmek, kentin mekânsal duygusunu eksiltir. Uygun yerlerde inip kısa yürüyüşlerle taş, eğim ve ufuk arasındaki ilişkiyi yakalamak daha doğru.
Yerkapı’da rüzgârı dinlemek
Yerkapı’nın yapay setine çıkıldığında bozkır bütün genişliğiyle açılıyor. Surun altındaki potern, yani taş tünel, başkentin mühendislik anlayışını yakından gösteren en çarpıcı bölümlerden. Zemin ıslak veya kaygan olabilir; kapalı alan hissinden rahatsız olanların geçişi zorlamaması gerekir. Tünelden çıkıp yukarı bakıldığında taşların ağırlığı ile gökyüzünün açıklığı arasında tuhaf bir denge kuruluyor.
Bu noktada öğle güneşi sertleşmişse kısa bir mola verin. Ören yerinde yiyecek-içecek seçeneklerinin sınırlı olabileceğini hesaba katmak iyi olur. Çöpleri yanınızda taşımak ve işaretli rotadan ayrılmamak, arkeolojik alanın korunmasının en basit ama temel parçası.
Yazılıkaya: açık havada başka bir ses
Hattuşa’dan yaklaşık iki kilometre kuzeydoğudaki Yazılıkaya, günün ikinci ana durağı. Doğal kaya odalarına girildiğinde başkentin geniş ölçeği yerini daha kapalı ve törensel bir atmosfere bırakıyor. Kabartmaları tek tek “bulmaya” çalışmadan önce kayanın yüzeyine ve ışığın figürleri nasıl görünür kıldığına bakın. Bulut geçtiğinde bazı çizgiler kayboluyor, ışık geri geldiğinde tanrı ve tanrıça alayları yeniden beliriyor.
UNESCO, Yazılıkaya’yı iki doğal odalı bir açık hava tapınağı olarak tanımlıyor; duvarlardaki kabartmalar Hitit tanrı ve tanrıçalarını ve Kral IV. Tuthaliya figürünü içeriyor. Ayrıntıları görürken kayaya dokunmamak, flaş ve ekipman kullanımındaki güncel kurallara uymak gerekiyor.
Ziyaret saatleri mevsimsel düzenlemelerle değişebilir. Boğazköy-Hattuşa Örenyeri’nin resmî sayfası ↗ güncel saat, gişe kapanışı ve MüzeKart bilgisini yayımlıyor. Programı bu sayfayı aynı gün kontrol ederek kurmak en güvenlisi.
Boğazköy Müzesi ve akşam sofrası
Ören yerinden sonra Boğazköy Müzesi, arazide görülen parçaları daha okunur hale getiriyor. Sfenksler, tabletler ve gündelik yaşama ilişkin buluntular, sabahın taş manzarasını somut nesnelerle tamamlıyor. Müze için en az bir saat ayırın; kapanışa yakın yetişmek yerine Hattuşa rotasını biraz erken bitirmek daha iyi.
Akşam yemeğinde Çorum mutfağının ağırbaşlı lezzetlerine yönelin. İskilip dolması her gün ve her işletmede bulunmayabilir; önceden sormak gerekir. Çorum mantısı, keşkek, madımak ya da yöresel çorbalar mevsime ve mekâna göre daha ulaşılabilir seçenekler. Leblebiyi yalnızca dönüş hediyesi değil, yol boyunca küçük bir atıştırmalık olarak da düşünün.
Boğazkale’de pansiyon ve küçük oteller, sabah alana erken girebilmenin rahatlığını sağlar. Daha geniş konaklama seçeneği isteyenler Çorum merkezde kalabilir; ancak gidiş-dönüş yolunu gün ışığına göre planlamalı. İlkbahar sonu ve sonbahar başı yürüyüş için dengeli, yaz ortası sıcak ve gölgesiz, kış ise etkileyici ama daha zorlayıcı olabilir.
Hattuşa’dan ayrılırken akılda en çok kapılardan biri değil, bütün arazinin sessiz düzeni kalıyor. Bir zamanlar binlerce insanın yaşadığı başkent bugün rüzgâr, taş ve ot sesleriyle konuşuyor. Rotayı tamamlamanın yolu her noktayı işaretlemekten çok, bu genişliğe yeterince zaman vermek.
Kısa rota notları
- En az yarım günü Hattuşa’ya, ayrıca Yazılıkaya ve müzeye zaman ayırın.
- Saatleri ve gişe kapanışını ziyaret günü resmî kanaldan doğrulayın.
- Su, güneş koruması, katmanlı giysi ve sağlam ayakkabı hazırlayın.
- Kışın yol ve hava koşullarını; yazın sıcak saatleri dikkate alın.
- Arkeolojik yüzeylere dokunmayın, işaretli güzergâhtan ayrılmayın.
