Türkiye’de Mikro Art Sanatının Öncülerinden Murat Uçar’ın 5 Milimetrelik Büyük Dünyası

BİR NEFESLİK SANAT…
Mikro Art sanatın büyülü dünyasında, tek bir kıldan yapılmış fırçayla 5 milimetrelik portreler hayat buluyor. Nefesini tutarak, titizlikle çalışan bir usta: Murat Uçar. Onunla, büyük dünyanın içinde saklı kalmış bu küçük evreni, sanatının inceliklerini, teknik sırlarını ve dünya liderleri için hazırladığı eserlerin perde arkasındaki hikayeleri konuştuk. Tüm detayları, mikro art sanatın ruhunu İMAJMAG için anlattı.
Küçücük Yüzeylerde Saklı Dev Bir Evren
İstanbul’un tarihini içine çekmiş bir atölye…
Sessizlik neredeyse elle tutulur. Masanın üzerinde mikroskop benzeri araçlar, metal plakalar ve gözle zor seçilen pigmentler var.

‘’Benim sanatım iki kalp atışının arası kadardır.”
Bu cümle, mikro art sanatın yalnızca el becerisi olmadığını; beden, zihin ve ritmin aynı anda kontrol altına alındığı bir disiplin olduğunu anlatıyor. Uçar, fırçadan ya da boyadan önce kalpten söz ediyor. Çünkü onun için bir portre, nabzın iki vuruşu arasında doğuyor. Beş milimetrelik bir yüzeyde; kaş, göz, ifade, sakal… Hepsi o kısa zaman aralığında ortaya çıkıyor.
Bir Sanat Dalının Değil, Bir Yazgının Başlangıcı
Her sanatçının hikâyesi kişisel bir eşikle başlar. Kimi için bu bir anı, kimi için bir kırılma noktasıdır. Murat Uçar’ın mikro sanatla ilişkisi ise bir tercihten çok, bir yönelme gibidir.

Mikro Art sanata yöneliminiz nasıl başladı?
1999 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden mezun oldum. Kısa bir süre sonra aynı üniversitenin Geleneksel Türk Sanatları Bölümü’nde akademisyen olarak görev aldım.
Bu coğrafyada doğmanın bir sorumluluğu olduğuna inandım hep. Dünyaya gelmek başlı başına yeterli değil; insanın bir boşluğu doldurması, kendine ait bir iz bırakması gerekir. Resim yapan çok insan var. Ama 5 milimetrelik bir alanda tarihsel bir karakteri var etmek bambaşka bir şeydi. Detaylarla çocukluğumdan beri ilgilenirdim. Minyatürden bile daha küçük bir evrene inmek ise beni içine çekti. Mikro sanat, adeta atom altı bir alan gibi… Bu alan, insanın iç sesini susturmayı öğretir.
Görünmeyeni İnşa Etmek: Mikro Sanatın Tekniği
Mikro art sanat dışarıdan bakıldığında sadece büyüteçle yapılan ince bir iş gibi algılanabilir. Oysa bu alan; kimya, fizik, sezgi ve beden kontrolünün kesiştiği son derece hassas bir dengedir.
Teknik olarak nasıl bir süreç izliyorsunuz?
Akrilik, sulu boya ve guaj kullanıyorum. Ama asıl mesele boya değil, boyanın yüzeye nasıl tutunduğu. Metal özel işlemlerden geçer. Pürüzlendirilir, solüsyonla kaplanır. Arap zamkı ve kendi geliştirdiğim bağlayıcılar kullanırım. Bu formüller bana ait, paylaşmam doğru olmaz. Fırçalar yüzlerce kıldan oluşur ama benim için önemli olan yalnızca ucundaki tek kıl. O kıl benim pusulamdır.
Hata payı var mı?
Neredeyse hiç. Büyük resimde hata kapatılır. Mikro sanatta kapatma yoktur. Bir kabarcık, bir pigment fazlalığı eseri bitirir. Geri dönüş çoğu zaman mümkün değildir.

İstanbul’un sanatınızdaki yeri nedir?
İstanbul sadece ilham veren bir şehir değil; ruhu olan bir şehir.
Tarihi, titreşimi, katmanları var. Sultanahmet’te yürürken bile başka bir frekanstasınız. Taşlar, kubbeler, sesler… Bu şehir sanatçıyı besler.
MİKROART
BİR NEFESLİK SANAT
Mikro Art Sanat ve Dünya Sahnesi
Murat Uçar’ın eserleri yalnızca sanatsal değil, kültürel bir temsil niteliği de taşıyor. Bu nedenle birçok çalışma, diplomatik hediyeye dönüşmüş durumda.
Dünya liderleri için yaptığınız eserler nasıl ortaya çıktı?
2015 G20 Zirvesi’nde Barack Obama için özel bir saat yaptım. Putin için Kız Kulesi ve Sarayburnu’nu işledim. Trump için Amerikan başkanlarını 1 santimlik alanda çalıştım. Portekiz Prensi ve eşi için de özel bir eser hazırladım. Bunlar Türk mikro art sanatının dünyaya açılan sessiz kapıları.
Papa için yaptığınız “Son Akşam Yemeği” çalışması oldukça zorlayıcı mıydı?
Evet, çünkü dikdörtgen bir kompozisyonu yuvarlak formda yeniden kurmak gerekiyordu. 12 Havari ve Hz. İsa, temas halinde olmalıydı. Bu çalışma aylar sürdü. Hem matematiksel hem sanatsal bir sınavdı.

Bu sanatın insan üzerindeki etkisi nedir?
Mikro art sanat sizi sakin olmaya zorlar. Nefesinizi, kalbinizi, kaslarınızı tanırsınız. Ben çok hareketli biriydim. Bu sanat beni disipline etti. Öğrencilerimde de şunu görüyorum: Detayı gören, bütünü okumayı öğreniyor.
En Büyük Hikâyeler, En Küçük Alanlarda Saklıdır
Atölyeden çıkarken metal bir noktaya son kez bakıyoruz.
Büyüteç altında bir yüz, bir ifade, bir hikâye beliriyor.
Murat Uçar’ın sanatı şunu hatırlatıyor:
Hayatın en derin anlamları bazen gözle zor görülen alanlarda gizlidir.
Son Yazılar
- DR BURGENER SWITZERLAND, FOUR SEASONS HOTEL BOSPHORUS THE SPA’DA DÜZENLENEN ÖZEL DAVETLE SUNULDU
- Akra Didim 1 Nisan’da Kapılarını Açtı
- PRAG’IN ŞİİRSEL YÜZÜ İSTANBUL’DA SANATSEVERLERLE BULUŞTU
- Ex Nihilo’dan Yeni “LUST IN PARADISE EXTRAIT de Parfum”
- Yapay zekâyla büyüyen girişimci kadınlar siparişlerini %70 artırdı
