Lale Cangal İle Issız ve Derinden Keyifli Bir Söyleşi

Keman sanatçılığından oyunculuğa, takı tasarımından anneliğe uzanan geniş bir yelpazede kendine özgü, duru ve enerjik bir iz bırakan Lale Cangal ile İmajmag dergisine özel bir söyleşi gerçekleştirdik. Hollanda doğumlu, konservatuvar kökenli, sahneden hayatın içine uzanan bu çok yönlü sanatçı; çocukluğundan klasik müzik dinleyicisine, örnek evliliğinden bekar anneliğe, estetiğe bakış açısına kadar pek çok konuda samimi ve içten açıklamalarda bulundu. İmajmag Wellness Day öncesinde, Lale Cangal sağlıklı yaşam sırlarını okuyucular için paylaştı.
İMAJMAG: Sevgili Lale bize biraz kendinden bahseder misin?
L.C. 1981 Hollanda doğumluyum. O dönem babam Hollanda’da Het Gelders Orkestrasında solo viyolonsel sanatçısıydı. O sayede ben de Hollanda’da doğdum. Ardından Ankara’da Hacettepe üniversitesi Keman bölümünü bitirdim, mezun olur olmaz 20 yaşımda İstanbul’a yerleştim. Kendimi bildim bileli doğa ve hayvanlarla aramda çok güçlü bir bağ var. 10 yaşımdan beri vegan vejetaryen bir dünyam var.
İMAJMAG: Sanatçı bir ailede doğup büyüdün, keman çalmaya nasıl karar verdin? Bu yeteneğinin oyunculuğuna nasıl katkısı oldu?
L.C. Mutlu bir ailenin çocuğuydum. Evde klasik müzik sesleri, provalar ve konserlerle büyüdüm. Annemin, babamın ve ailemin müzisyen olmasıyla sanatla iç içe geçen bir çocukluk yaşadim, kemancı olmam da bu yüzden çok doğal gelişti.
1981 doğumlu, X ve Y kuşağı arasında bir Xennial’ım. Sokakta oyun oynayıp, postacı amcayı bekleyen, kâğıt kalemle geçen şanslı bir çocukluğum oldu. Hacettepe Konservatuarı’ndan mezun olduktan sonra meslek hayatıma İstanbul devlet opera ve balesinde ve Borusan Filarmoni Orkestrası’nda devam ettim. Bu süreçte içimde kalan tiyatro tutkusunu da gerçekleştirmek için Yıldız Kenter ile Akademi Kenter’de eğitim aldım. Meltem Cumbul ile workshoplar sahne eğitimleri de eklendi derken, seçmelere girip birçok projede yer aldım.

İMAJMAG: Oyunculukla ilgili yeni projeler var mı? Kendini en çok hangi tarzdaki senaryolara ve rollere daha yakın görüyorsun?
L.C. Genel olarak aksiyon filmlerinin içinde kendimi buluyorum ama oyunculuğun ucu bucağı yok, her rol yeni bir dünya. Şu an bu dönem için görüşmeler devam ediyor, iki iş arasında karar aşamasındayım. İçime sinen, beni zorlayan ve dönüştüren projeyi seçmek istiyorum.
İMAJMAG: Hayranlıkla defalarca izlemekten keyif aldığın filmler var mı?
L.C. Tekrar etmekten çok keşfetmeyi seviyorum. Ama bazı filmler vardır, bittiği anda değil, günler sonra bile sahneler gözünün önüne gelir. Before Sunrise gibi, Basic instinct gibi, Lost in Translation gibi. Ve Black Swan ile Tár… sahne sanatlarının arkasındaki disiplini ve gücü çok gerçek anlatan filmler. Çünkü gerçek sanat, izledikten sonra bile etkisini yaşatmaya devam eder.
İMAJMAG: Bugüne kadar okuduğun kitaplardan bir tanesi film olsa hangi kitap ve hangi rolde oynamak isterdin?
L.C. Kütüphanem çok geniş, dönem dönem farklı ihtiyaçlara göre okuyorum ya da zevkim değişiyor. Aslında her yaşın kitabı vardır her duygu döneminin, ben bu yıllar Budizm kişisel gelişim üzerine okuyorum. Ve kendi kendime kitaplarım sayesinde çok yol kat ettim … Bazı kitaplar ise elinin altında kalmalı, arada tekrar dönüp üzerinden geçilmeli… Kadının Adı Yok gibi.
Kendiyle yüzleşen, değişen ve güçlenen… Çünkü en gerçek hikâye, insanın kendisiyle yüzleştiği yerde başlıyor.
İMAJMAG: Bir müzisyen olarak Türkiye’de klasik müzik konserlerine ilgi nasıl? Dinleyici kitlesini nasıl görüyorsun?
L.C. Türkiye’de klasik müziğe ilgi var tabii ki hem bilgili hem meraklı hem çok genç hem yaş almış ve sadık izleyiciler. Ve bir takım kitle ise baya mesafeli. Bence doğru anlatım ve farklı sahneleme ile klasik müzik çok daha geniş kitlelere ulaşabilir. Bu dönem önemli sanatçıların senfonik orkestralar eşliğinde yaptığı konserler bunun en güzel örneği. İnsanlar aslında hissetmek istiyor, sadece kapıyı doğru yerden açmak gerek. Doğru kapı açıldığında herkes o duygunun içine girer.
İMAJMAG: Hayatındaki dönüm noktaların nelerdir? Kemanla tanışman? Evlilik? Ayrılık? Annelik? Bütün bunlar hayatına neler kattı?
L.C. Kemanla tanışmam hayatımın yönünü belirledi. Disiplin, sabır ve kendimi ifade etmeyi orada ögrendim.
Evlilik ve ardından gelen ayrılık ise bana kendimi yeniden kurmayı öğretti.
Annelik… en büyük dönüşüm. Hem başka bir dünyam oldu hem de beni güçlendirdi.
Şimdi ise artık ne istediğimi biliyorum ve onun peşinden gidiyorum. Dün yok, yarın yaşanmadı sadece bugün var. Ertelemeden yaşayabileceğin tek günün var ..
İMAJMAG: Cemal Hünal ile uzun yıllar magazinden uzak örnek bir evliliğiniz oldu. Uzun bir ilişki, evlilikten sonra ‘’bekar’’ ve anne olarak hayata devam etmek sana nasıl geldi?
L.C. Gerçekten uzun bir ilişkiydi. Hayatımın yarısı, yaklaşık 20 sene onunla geçti.
Şimdi ise birkaç senedir bekar hayatla çok mutluyum… Her anın ve zamanın değerini bilerek yaşıyorum.

İMAJMAG: Anneler günü yaklaşırken annelikten ve oğlundan bahseder misin? Anne olduktan sonra anneni daha mı iyi anlamaya başladın?
L.C. Anne olmadan hissedemeyeceğimiz binlerce duygu var. Bazı duygular ancak yaşayarak anlaşılabiliyor. Hamilelikle birlikte içinde büyüyen o derin vicdan, koruma içgüdüsü… Bir yandan tarifsiz bir sevgi, bir yandan da kaygılar korkular… Hepsi aynı anda var oluyor. Ama anneliğin verdiği o saf sevgi ve duygu gerçekten hiçbir şeyle yer değiştirmiyor. Oğlumla birlikte hayat daha anlamlı ve evet… Annemi de babamı da ancak anne olduktan sonra anlamaya başladım.
İMAJAMG: Oğlunla en mutlu olduğun anlardan bahseder misin? Sizi birbirinize en çok neler yaklaştırıyor?
L.C. En mutlu olduğum anlar aslında onunla geçen en sade anlar. Ve beraber anı biriktirmek. Hiçbir şey yapmasak bile birbirimize iyi geliyoruz. Bazen tüm gün evden çıkmadan, kendi küçük dünyamızda kalıyoruz ve o anlar bana en kıymetli gelenler. Sanırım bu bağ, ilk günden beri onunla birebir ilgilenmiş olmamdan geliyor. Aramızda çok doğal ve görünmez bir bağ var. Çok şanslıyım ki bunu tattım. Hayatın en sade anlarını bile onunla çok değerli.
İMAJMAG: Lale çocukluğunda da böyle pozitif, uyumlu birisi miydin?
L.C. Sanırım evet benim yapım bu. Ama bazen bu uyum hayatı zorlaştırabiliyor.
Negatif ortamlarda bile espriyle dengelemeye çalışan bir tarafım hep oldu. Şimdi ise şunu öğrendim, her ortamı düzeltmek zorunda değilim. Enerjimi kendime ve bana iyi gelen şeylere ayırıyorum. Ve titreşimi uymayan ortamlardan hemen uzaklaşıyorum. Vakit çok kıymetli ve geri gelemez. Hayatta artık hep yapmayı hayal ettiğim şeyleri sevdiklerimle gerçekleştirmeye fırsat yaratıyorum. Artık ertelemiyorum, yaşıyorum.
İMAJMAG: Ekşi sözlükte seninle ilgili şöyle bir yorumla karşılaştık… ‘’ İstanbul Opera Balesi ve Borusan filarmoninin kemancısıdır. Taş gibi olmasının yanında çatlak ve yeteneklidir… Bu yoruma ne söylemek istersin. Çok güzelsin, yeteneklisin, biz çatlak kısmına dikkat kesildik. 🙂 Kısaca pek çok insana göre hayatı çok ciddiye almayan, aşmış bir bakış açısıyla mı hayatı yaşarsın?
L.C. Evet o yorumu ben de gördüm ve çok güldüm;) Çatlak kısmını kalıba sığmayan ve özgür ruhlu olmak olarak yorumluyorum. Hayatta her şeyi yapabileceğimi düşündüğüm bir t arafım vardı, doğru… Ama bu biraz geçmişte kaldı. Zamanla çok değiştim dönüştüm, artık oğlum var ve sonsuz özgürlükle yaşamıyorum hayatı. Şimdi ilk o sonra ben ve bu birçok frene sebep oluyor, çok da güzel ve dengeli bir hayat 🙂 . Artık özgürlükle sorumluluk arasında dengede bir hayatım var 🙂

İMAJMAG: Sosyal medya yorumlarında pek çok insan senden çok olumlu bahsediyor, kendini bu kadar sevdirecek ne yaptın acaba? 🙂
L.C. Olumlu yorumlar almak çok güzel, ne mutlu banAslında özel bir şey yapmıyorum; sadece olduğum gibiyim. İnsanlarla ilişkimi bana verilen enerjiyle kuruyorum. Hesap yapan bir yapım yok, düz ve netim. Politik olmak bana çok uzak.
İMAJMAG: Seninle tanıştığımız bir organizasyonda o kadar şeker, egosuz bir profil çizmiştin ki o güzel enerjin bana da geçmişti. Böyle olmayı nasıl başarıyorsun? Nelerden besleniyorsun? Egosu yüksek ünlülere belki ilham olursun. 🙂
L.C. Ne güzel bir söz, teşekkür ederim demek ki enerjilerimiz uymuş. Olumlu yorumlar almak güzel. Aslında bir maskeyle özel bir çaba içinde değilim, sadece olduğum gibiyim. Net ve samimi biri olduğum söylenir.
İMAJMAG: Çok güzel bir kadınsın öncelikle estetiğe bakış açın nasıl? Bu kadar güzel olmayı nasıl başarıyorsun? Bize biraz ipuçları verir misin?
L.C. Çok teşekkür ederim, Güzellik konusu benim içten dışa yansır, ama benim için ilk etki dişler ve tırnaklardır … O konuda biraz karşımdakine dikkat keserim. Kendim için ayırdığım tek zaman çocukluktan gelen spor alışkanlığım. Hareket etmek benim için çok önemli. Estetiğe karşı değilim ama şu an önceliklerimde değil. Doğal kalmayı tercih ediyorum. Bence en büyük sihir, hareket, sağlıklı besin, bol yürüyüş ve stresten uzak kalabilmek.
İMAJMAG :21 Haziran’da sağlık yaşam meraklıları için Elite World Grand İstanbul Basın Ekspres’te Wellness etkinliği düzenliyoruz. Aynı zamanda İMAJMAG dergimizin de 1. yaşını kutlayacağız. Sağlığına çok dikkat eden biri olarak, okuyuculara tavsiye edeceğin önerilerin neler?
L.C. Öncelikle çok güzel bir etkinlik, şimdiden kutlu olsun bol yaşlarınız olsun 🙂
Benim için sağlıklı yaşam aslında çok basit, düzenli hareket, doğal beslenme ve zihinsel denge ve en önemlisi… Kendimizi kimse ve durumla kıyaslamamak .. Çünkü içimiz nasıl ise, hayatımız da bedenimiz de ona dönüşüyor.
İMAJMAG: Bir dönem takı tasarımı konusunda profesyonel olarak ciddi emek veriyordun, bu süreç nasıl başladı ve ilerleyen dönemlerde de devam etmeyi planlıyor musun?
L.C. Aslında hiç bitmedi, 10 seneden fazladır kendi mücevher markamın tasarımını ve üretimini yapıyorum. Yaratmak beni besliyor. Tasarımımı birinin üzerinde görmek onunla hayat bulması ise en tatmin edici kısmı ve satışlarımı artık sadece www.lalecangal.com sitem üzerinden yapıyorum:
İMAJMAG: Eklemek istediklerin…
L.C. 15 sene önceki lalenin kulağına ne fısıldardın …
Hiçbir şey kalıcı değil. Her şey geçiyor.
O yüzden dünyayı sırtlanmanın bir anlamı yok. Hayat düşündüğünden çok daha hızlı akıyor, en güzel günler geliyor.
