Gözlerindeki Perdeyi Aralamak…

“Hayatın ışığını görmek için gözlerdeki perdeyi aralamak gerekir.” Bu yazı, sorumluluk sanıp omuzladığımız yüklerle, kontrol zannedip sımsıkı tutunduğumuz korkular arasındaki ince çizgide ilerliyor. Farkındalık; ne dışarıyı suçlamak ne de kendini acımasızca yargılamaktır. Gerçek özgürlük, hangi yükün bize ait olduğunu ayırt edebilme cesaretinde saklı. Sevilmek için yorulmak, değerli olmak için tükenmek zorunda olmadığımızı hatırlatan bu satırlar, hayatı omuzlamak yerine yaşamaya davet ediyor. Nefes ve Yoga Eğitmeni Sinem Şener Moğulkoç, İMAJMAG için değişimin gerçekte nerede ve nasıl başladığını, içsel patlamaların sessiz dilini anlatıyor.

Gerçekten görüyor muyum? Hayatın ışığı bana ulaşıyor mu, yoksa gözlerimde bir perde mi var? Suçu dışarıda mı arıyorum?
Farkındalık kendini fark etmektir. Ama sadece kendini değil… Etrafında olup biteni de berrak bir zihinle görebilmektir. Bazılarımız yaşanılan her olayda dış etkenleri suçlar. Rüzgarı, zamanı, insanları, kaderi… Bazılarımız ise her şeyin yükünü kendi omuzlarına alır. Her hatada kendini yargılar, her kırılmada kendini eksik bulur. Oysa yoga bize üçüncü bir yolu öğretir.
Ne kör bir suçlama, ne acımasız bir öz yargı. Sadece görme cesareti… Her poz bir aynadır. Düştüğünde, zorlandığında beden seni suçlamaz, sadece gerçeği gösterir.

İnsan zihni güvende olmayı arar. Çocukluk deneyimlerimiz, bağlanma stillerimiz ve erken dönem ilişkisel kalıplarımız, yetişkinlikte nasıl sorumluluk aldığımızı belirler.
Eğer sevgi koşullu ise yetişkinlikte kişi aşırı sorumluluk alma eğilimi geliştirebilir. ‘Uslu olursam sevilirim’, ‘sorun çıkarmazsam kabul görürüm’…
Kişi farkında olmadan şuna inanır: ‘Her şeyi ben yaparsam değerliyim.’ ‘Herkesi ben toparlarsam güvendeyim.’ ‘Kontrol bende olursa terk edilmem.’
Bu inançlar belki bilinçli değildir, öğrenilmiş davranışlar ve bildiğimiz güvenlik stratejileridir. Ve bu ezberlenen davranışlar yaşamı zorlaştırmaya başlar. Yaşamın zorlaşma nedeni idrak edildiğinde çözüm kapıyı aralamaya başlamış demektir.
Yorgunluğun sebebi hayat değil, hayatı omuzlama biçimimiz olabilir
Bazılarımız başkalarının duygularını, beklentilerini, hatta çözemediği problemleri alır, fark etmeden hayatı yük gibi taşımaya başlar.
‘Ben yapmazsam olmaz.’ ‘Ben güçlü olmalıyım.’ ‘Ben toparlamalıyım.’
Bu cümleler ilk bakışta olgunluk gibi görünür. Oysa çoğu zaman altında görünmeyen bir korku vardır. Kontrol kaybı korkusu, reddedilme korkusu, değersiz hissetme korkusu.
Zamanla kişi sadece sorumluluk alan değil, herkesin duygusal taşıyıcısı hâline gelir. Ve bir süre sonra içinde ‘Neden hep ben?’ Cümlesi yankılanmaya başlar.
Yorgunluğun sebebi hayatın zorluğu değil, hayatı omuzlama biçimimiz olabilir. Sürekli bir kontrol etme çabası, herşeye müdehale etmek geriyormuşcasına olayları, sorunları sahiplenme hayatı zorlu kılan alışkanlıklar. Kontrol etme çabası mı, sorumluluk mu ikileminden ayrışıldığı nokta da farkındalık ortaya çıkar.
Farkındalık, hangi yükün gerçekten bize ait olduğunu ayırt edebilme cesaretidir.
Kontrol etme arzusu çoğu zaman güven arayışından doğar. Zihin, belirsizlikten hoşlanmaz. Her şeyi planlamak, her ihtimali düşünmek, her süreci yönetmek ister.
Hayat dinamik ve öngörülemezdir. Kontrol etmeye çalıştıkça beden gerilir.
Omuzlar yükselir, çene sıkılır, nefes yüzeyselleşir, mide kasılır ve zamanla tükenmişliğe dönüşür.
Şu soruları kendine dürüstçe sor, belki de bir dönüm noktası olabilir:
– Gerçekten her şeyi kontrol edebilir miyim?
– Kontrol etmeye çalıştıklarım benim sorumluluk alanım mı?
– Kontrolü bıraksam ne kaybederim?
Bu sorular sorumlulukları yargılamak gibi görünse de çoğu zaman kontrol kaybı korkusudur ve bu soruları sormadan devam ederiz hayatımıza.
“Hayat kontrol edilmez, yaşanır.”
Yük bırakmak tek seferlik bir karar değil, tekrar eden bilinçli seçimlerdir. “Böyle geldi böyle gider”, “O yüklerden nasıl arınmalıyım?” Diyebiliriz. Mesela yüklerden arınmak için üç aşamalı yük bırakma pratiğini deneyebiliriz.
1. Bilişsel Katman: İnançları fark etmek.
– ‘Her şeyi ben yapmalıyım’ düşüncesini yakala
2. Bedensel Katman: Sinir sistemini sağlıklı bir şekilde aktive etmek.
– Diyafram nefesi ile nefesinle buluş
– Burnundan aldığın nefesi yine burnundan, aldığından daha uzun sürede ver
– Omuz ve çene gevşetme pratiğini ekle
3. Varoluşsal Katman: Tanıklık bilinci.
– Meditasyonda düşüncelerini izle
– Kendini rolünden ayırmayı deneyimle
Gerçek güç kontrol etmek değil, regüle olabilmektir.
Gerçek özgürlük her şeyi taşımak değil, bilinçli seçim yapabilmektir.
“Sevilmek için yorulmak zorunda değilsin.
Değerli olmak için tükenmek zorunda değilsin.
Güvende olmak için her şeyi kontrol etmek zorunda değilsin.”
İçimizdeki ses bizi güçlü olmaya yönlendirir, ama çoğu zaman güçlü olmak tahammül etmek ile karıştırılır. Oysa gerçek güç, yardım isteyebilmektir, “bilmiyorum” diyebilmektir, “bu bana ağır geliyor” diyebilmektir, kontrolü bırakabilmektir.
Farkındalık, kendini düzeltmek yerine kendini tanımaktır. Bazen yük alıyoruz çünkü değerli hissedilmekmek istiyoruz. Bazen kontrol ediyoruz çünkü güvende olmak istiyoruz.
Sevilmek için yorulmak zorunda değilsin. Değerli olmak için tükenmek zorunda değilsin. Güvende olmak için her şeyi kontrol etmek zorunda değilsin. Hayatı omuzladığında ağırdır. Yaşandığında hafiftir.
Bir problem yaşadığında dur ve yaz.
“Bugün hangi yükü bırakabilirim?”
“Hangi kontrolü gevşetebilirim?”
“Bu yük bana mı ait?”
“Sorumluluğun yüzde kaçını gerçekten taşımam gerekiyor?”
Hayatı gerçekten konforlu özgürlükte yaşamaya başlamak için bazı pratikler deneyebilirsin.
Omuz Gevşetme: Gün içinde üç kez omuzlarını bilinçli olarak indir, çeneni gevşet ve derin nefes al.
Bir haftalığına Kontrolü Bırakma: Küçük bir alanda planını esnet. Müdahale etmeden süreci izle.
Zihin rahatsız olabilir. Ancak rahatsızlığın altında özgürlük saklıdır. Perde bazen gözde değil, omuzlardadır ve farkındalık bazen sadece şunu söyleyebilmektir: “Artık bu kadarını taşımıyorum.”
Ve farkındalık, sinir sistemini sakinleştirerek gözlerindeki perdeyi aralar, hakikati görmeyi mümkün kılar. Sen de bir an gözlerindeki perdeyi arala, derin bir nefes al ve içindeki ışığı gör. Gör ki ne farkında olan, sınırlarını koyan, kendini bilen en saf halinle sen ol.
Son Yazılar
- 70 Yıllık Kahve Tutkusuyla Versuni, Türkiye’nin Kahve Deneyimini Geleceğe Taşıyor
- SEÇKİN PİRİM’İN “DÜN İLE BUGÜN” SERGİSİ ŞEREFİYE SARNICI’NDA SANATSEVERLERİ BEKLİYOR
- Zamanın, Toprağın ve Sabrın Bilgeliği: Şişedeki Ayvalık “AOlive”
- Doğanın Bilgeliğini Modern Yaşama Taşıyan Bütünsel Bir Marka Hera Holistik
- Kezban Doğru’dan “Köy Sandığı” ile İstanbul’a Doğal Lezzet Yolculuğu
